Sahibinin müşfik kollarında uykuyla uyanıklık arasında geçirdiği zaman diliminde bütün sevimliliğiyle sırnaşarak karşılıksız duyduğu güven ve sevgiyi ona hiç düşünmeden veren canlının adıdır kedi.

Ben kedilerle tanışalı çok olmadı, hatta kedi de beslemiyorum fakat okuduğum ve gözlemlediğim kadarıyla evcilleşmelerinden bu yana geçen binlerce yılda bir insanla dostluk kurarak ona ev arkadaşlığı yapabilen bu harika canlılar iyi ki varlar diyorum. Köpekler de benzer cümleleri hak ediyorlar.

Kedilerden öğreneceği şeylerin insanlara birçok değer kattığını düşünüyorum. Mesela sorumluluk, güven, sevgi bunlardan sadece birkaçı.

Bir kedi besleseydim eğer mama saatini, kumunun değişme gününü takip etmem gereğiyle sorumluluk duygum gelişirdi. Evimdeki yoldaşımın bana duyduğu güvene karşılık verdiğimde güven duygum pekişirdi. Veya yazının başlangıcındaki gibi kucağımda geçirdiği zaman diliminde sevgi alışverişi yaptığım kedim bana bu hissi tattırırdı. Bu cümlelerin benzerlerini kurarak konuyu dağıtmak istemiyorum.

İnsanların birbirinden giderek uzaklaştığı  kalabalık şehirlerdeki yalnızların yol arkadaşı ve insani duyguları hatırlatan bu canlılar iyi ki varlar.  Köpekler veya evde beslenilen diğer hayvanlar da aynı kategoride değerlendirilir. Hepsinin bir can taşıdığı gerçeğiyle onlara layıkıyla değer vermek bir insanlık gereği diye düşünüyorum.

Bir de konunun şu yönüne dikkat çekmek istiyorum biz hep onlara kendi gözümüzden bakıyoruz gelin şimdi onların gözünden bize bakalım. Bir kedi olsanız mesela sizi sahiplenen insan kısa bir süre sonra hevesini aldığında sizi sokaklara terk etse ne hissederdiniz?

Haydi diyelim sokaklardasınız ve bir şekilde hayatta kalmayı başarıyorsunuz. Hayatı sadece yemek yemek, niteliksiz zaman geçirmek ve bazı insani duyguları yaşamak sanan bir cahilin yetiştirdiği çocuk tarafından kuyruğunuza bağlanan teneke kutuyu gördüğünüzde insanların türlü kötülerden oluştuğunu düşünmez misiniz? Bu örnekler de konuyu uzatır.
Burada anlatmak istediğim bir canlının sizin gibi yaşama hakkına sahip olduğu ve aynı zaman diliminde paylaştığımız dünyamızda onlara karşı sorumluluk hissetmemiz gerektiğidir. 

Kedi mi, insan mı diye karşılaştırma cümlesi yazarsak. Karşılıksız sunduğu insani duygularla sahibine tarifsiz hisler yaşatan kedi mi daha insan? 

Sokakta ya da evindeki emaneti olan bir can’a türlü eziyetler eden bir insan mı daha çok hayvan bilemedim¿

Bugün dünya kediler günü. Bugün evinizdeki emanetinize ya da sokakta gördüğünüz ilk kediye insanca bir hediye olarak onu sevin ve karnını doyurun. Böylelikle insanca bir iyilik yapmış olursunuz. Hem unutmayın; iyilik, iyidir

By Dr. Ahmet Yalkın

Dr. Ahmet YALKIN, 1979 yılında Yozgat-Boğazlıyan’da doğdu. İlk öğrenimini Yozgat’ta, orta öğrenimini ise Kayseri’de tamamladı. Lisans eğitimini Erciyes Üniversitesi Kimya Bölümü’nde, yüksek lisansını ise aynı alanda Bozok Üniversitesi’nde gerçekleştirdi. 2024 yılında Mersin Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde doktorasını tamamladı. Kariyerine 2002 yılında Yozgat Merkez Atatürk Lisesi’nde öğretmen olarak başlayan Yalkın, çeşitli eğitim kurumlarında öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulunmuştur. 2014 yılında atandığı Mezitli İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğü görevinin ardından, 2020 yılından beri Tarsus Üniversitesi’nde meslek hayatına devam etmektedir. Ahmet Yalkın, Avrupa Birliği, kalkınma ajansları ve sosyal-kültürel projelerde koordinatörlük yaparak çeşitli proje ve araştırmalara katkıda bulunmuştur. Fen bilimleri, özel eğitim ve kimya alanlarında bilimsel çalışmalar yürütmüştür. Ayrıca, Fütüristler Derneği ve Mersin Valiliği Proje Koordinasyon Birimi bünyesinde kurulan Mersin Geliştirme ve Araştırma Derneği (MERGAD) Yönetim Kurulu Üyesidir. Bilim ve sanat alanındaki yazılarını kişisel internet sayfasında paylaşmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir